Aile Terapisi Endikasyon ve Kontendikasyonları
Aile terapisi, kapsamlı bir psikiyatrik sağaltımın ayrılmaz bir parçasıdır. Hastalık ne olursa olsun, tüm psikiyatrik değerlendirmelerde, kişi ile ilgili bilgilerin bütün olarak alynabilmesi açısından aile görüşmesi yapmak neredeyse zorunludur.
Aile terapisi tanıdan bağımsız olarak, ilaç sağaltımı ve bireysel sağaltıma eklenebilecek bir yöntemdir. Şizofrenik bozukluk, mizaç bozukluklarında özellikle eşitsel aile terapilerinin, ilaçla sağaltıma eklenmesi, bu bozukların seyrini hafifletme açısından da önem taşır.
Alkol ve madde kullanım bozukluklarında, yeme bozukluklarında ve kanser, diabet gibi kronik tıbbi hastalıklarda ailenin sağaltım sürecine katılması, aile ilişkilerinin ele alınması, gerek bireydeki sorunun gerekse aile işleyişinin düzeltilebilmesi açısından önem taşır.
Aile içi çatışmalar ve sorunlar; ergen-ebeveyn ilişkilerindeki sorunlar ve çocuklardaki psikiyatrik bozuklukların sağaltımında da aile terapisinin yeri büyüktür. Ailenin durumu ve yakınmalar, yürütülecek terapinin yönelimini belirleyici olacaktır.
Etik açısından önemli bir nokta, aile bireyleri arasında bu tür bir terapiye katılmayı kabul etmeyen kişilerin zorlanmamasıdır. Aile terapistlerin kişilerin katılımını sağlayabilmek için onlarla, örneğin telefon, mektup gibi araçlarla dolaysız bağlantılar kurarak onları terapi sürecine davet edebilirler.
Ancak etik açıdan kişilerin seçim haklarına saygı gösterilmesi çok önemlidir. Kişilere asıl onların hasta olduğu izlenimi verilmesi çok sakıncalıdır. Bu tür bir yaklaşım işbirliğinden çok karşı kutuplaşma yaratır. Aile terapisine katılacak kişilerin belirlenmesinde kuramsal değil, uygulamacı olmak gereklidir.
Israrla katılmak istemeyen üyelerin varlığında, terapi diğer üye ya da üyelerle yürütülmelidir. Bu tür bir durumda görüşmelere gelen kişi ya da kişilerin değişime daha motive oldukları ve ilişkilerdeki değişikliklerin onlardaki gelişmelerle mümkün olabileceği açıktır.
|