Psikoloji ||E-Kitap || Öneri - Eleştirileriniz || E-Kart ||Siteyi Tavsiye Edin || Siteyi Favorilere Ekleyin || Reklam || İletişim


 

Kimin söylediği değil, ne söylendiği önemlidir.
(Muni)
Weiner Kuramı

Weiner Kuramı



Weiner'in kuramı (Weiner, 1979; Weinere ark. 1972) belirli bir ortamda bir işin yapılması konusundaki yüklemlemelerle ilgilidir ve özellikle, baıarı ve baıarısızlık hakkındaki açıklamaları dikkate almaktadır.

Özü itibariyle, tıpkı daha önce gözden geçirdiğimiz kuramlar gibi, Heider'ın görüşlerine dayanmaktadır.

İşin yapılmasıyla ilgili olarak kişiye veya ortama yüklemlemeleri (örneğin başarısızlığı yeteneksizliğe veya işin güçlüğüne atfetme) birbirinde ayırdetmekte ve davranışın naif analiznde güç, çaba, şans ve güçlük kavramlarını betimlemektedir.

Weiner, bu dört kavramın (etmenler) bireyler tarafından, bir işin yapılmasının sözkonusu olduğu alanlarda sonucunu öngörmede ve açıklamada kullanıldığını öne sürmektedir. Bireyler, kendi kapasitelerini (veya bir başka görevlininkini), harcanana çaba miktarını, işin güçlüğünü ve şansın yönünü hesaplamaktadırlar. Bu etmenlerin altında, üç ayrı yöne göre yapılan bir tasnif şeması bulunmaktadır: nedenler, istikrarlı olup olmayışlarına göre (istikrarlı-istikrarsız), kontrol odağına göre (iç-dış) ve kontrol edilebilme düzeylerine göre (kontrol edilebilir-edilemez) gruplandırılmaktadır. Böylece söz konusu dört etmen aşağıdaki gibi nitelendirilebilir:
Kapasite : istikrarlı, iç, kontrol edilebilir
Çaba : istikrarsız, iç, kontrol edilebilir
İşin güçlüğü : istikrarlı, dış, kontrol edilemez
Şans : istikrarsız, dış, kontrol edilemez
Bu şemada kullanılan enformasyonlar, şu veya bu şekilde sosyal ortamdan elde edilecektir. Algılanan kapasite belirli bir işte geçmiş başarı derecesine dayanmaktadır ve başarıdaki süreklilik, kapasiteye atfetmeye götürmektedir. İşin güçlüğü, aynı işin diğerleri tarafından başarılıp başarılamamasıyla ilgilidir; eğer pekçok diğer kişi işte başarılı olmuşsa, iş kolay olarak görülecek, fakat çok az kişi başarılı olmuşsa zor olarak nitelendirilecektir. Eğer önceki başarı ve başarısızlıklar çok değişken ise, sonuç şansa başlanacaktır. Fakat eğer işteki başarı, güçlü kişisel güdülere bağlıysa veya örneğin özel bir kas gücünü gerektiriyorsa, sonuç çabaya yüklemlenecektir.

Bu düşünceler, çeşitli araştırmalarda ve özellikle Frieze ve Weiner'ın (1971) araştırmasında dikkate alınmıştır. Bulgulara göre, çok önceki başarılarla çelişen sonuçlar daha ziyade istikrarsız etmenlere (çaba ve şans) başlanmaktadyr. Bir başarıdan sonra daha çok kapasiteye, çabaya ve şansa yüklemlemeler yapılırken, bir başarısızlığın ardından daha ziyade işin güçlüğünden söz edilmektedir.

Kuşkusuz, mümkün başka nedensel etmenler bulunmaktadır ve tüm sınıflandırmalar, bir basitleştirme içermektedir. Fakat yukarda sözü edilen dört nedensel etmen, pekçok araştırma tarafından desteklenmiştir ve bir işin yapılması konusunda gözlenen yüklemlemelerin iyi bir özetini vermektedirler.

Özetle, incelediğimiz dört yaklaşıma topluca bir göz atarsak, bunların biçimsel anlamda bir kuram olmadıkları, kavramsal çerçeveler oluşturdukları söylenebilir ve söylenmiştir. Bununla birlikte, herbirinin, benzeri sorunları ele aldığı açkıça görülmektedir. Hepsi de, sağduyu açıklamalarıyla ilgilenmektedir, ancak herbiri belirli bir alana ve belirli sorunlara daha uygun düşmektedir. Heider, yüklemleme kuramının babası olarak, diğerleri ise bu konuda zengin deneysel veriler toplayan kişiler olarak nitelendirilebilir. Bu belli bağlı dört kuram, daha sosyal nitelikli olguların açıklanmasıyla doğrudan ilgili değildir. Bu alanda yakın zamanda ortaya çıkan yeni gelişmeleri gözden geçirelim; sosyal psikologlar, kuramlara sürekli bağlı kalmakta ve kuramları devamlı bir şekilde yeniden gözden geçirmekte, sınamakta, genişletmekte ve gerekirse atmaktadırlar.