Bağımlılık ve Diğer Boyutlar
Bağımlılık sendromu tanımlanırken maddeye bağlı özellikler ikinci bir eksen olarak düşünüldüğünden ayrıntılı değinilmemiştir. Çünkü maddeye bağlı sorunlar ve maddenin bağımlılığı kavramsal olarak farklı boyutlar olarak değerlendirilmektedir. Örneğin birey madde kullanımına ait sorunlar yaşarken ille de bu maddeye bağımlı olması gerekmemektedir.
(Alkollü araba kullanıp kazaya neden olan birisinin alkol bağımlısı olması gerekmiyor) Öte yandan yine kavramsal olarak maddeye bağımlı hale gelmiş ama maddenin kullanımına ait sorunlar tarif etmeyen bireyler de bulunabilir. (Morfinin veya sigara cikletinin terapötik kullanımı bağımlılık kullanımından daha az zararlıdır.) Bu noktada ele alınması gereken ve madde boyutunda bağımlılığı anlaşılır hale getirecek olan unsur, maddenin kullanım miktarıdır.
Bu, kullanılan DOZ demektir. Bağımlılık ve kullanılan doz arasında, her araştırmada tekrarlanmış yüksek bir korrelasyon vardır. Doz ve tolerans arasındaki ilişki de aynı korrelasyona sahiptir. Kuşkusuz maddenin farmakolojik özelliği, yani potens ek olarak düşünülmesi gereken bir diğer parametre olarak; bağımlılığın madde ekseninin tartışılmasında önemlidir. Bağımlılık durumunun klinik düzeyde kontrolü ile bağımlılığa ait yaşanan sorunlarla kullanılan madde miktarı arasındaki ilişki zayıflamaktadır. Örneğin tüketilen alkol miktarı yaşanan sorunları doğrudan tanımlayamamaktadır. Oysa Bağımlılık bir bütün etkisiyle yaşanan sorunların her düzeyde anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır. Bağımlılığı, sosyal çevre tanımı ile başka bir eksene oturttuğumuz vakit, bu tanım içinde, öğrenme / ulaşabilme / temin edebilme gibi son derece ayrıcalıklı sorun alanlarına yönelmekteyiz.
Sosyal öğrenmenin madde kullanma davranışını hem indüklediği hem de biçim verdiği ileri sürülmektedir. Kontrollü çalışmalarda (özellikle alkol tipi bağımlılıkta) madde kullanma davranışı ile sosyal öğrenme arasında yakın ilişki tespit edilmiştir. Sosyal öğrenme sürecinde en önemli iki unsur; Primer grup ve Akran grubudur. İlki sosyal öğrenmenin en temel vasatı olarak Aile, ikincisi ise bireyin aile grubu ndan, mega grup olan topluma geçiş yaptığı akran grubu dur. Ergenlik aşamasında grup kimliği aracılığıyla çözüm arayan kimlik sorunu esnasında, ergenin içinde bulunduğu grubun normları hayati önem taşır. Akran grubunun normları arasında madde kullanma davranışı varsa, maddeyle zorunlu da olsa tanışma ve kullanarak yerleşecek öğrenmeler kaçınılmazdır.
Kapsamlı ve kontrollü çalışmalarda, survey araştırmalarında bağımlılık sendromu gelişimi açısından 15-24 yaş grubu Risk Grubu olarak tanımlanmakta olup sosyal öğrenme önemli bir etmen olarak ele alınmaktadır. Bağımlılık ve sosyal çevre ekseninde; Bağımlılık maddesine ulaşabilme ve onu temin edebilme, bunlara ait kolaylıklar / zorluklar hem bağımlılığın oluşumunda hem de bağımlılığın aldığı / alacağı biçim açısından potansiyel önem taşıyan unsurlardır. Özellikle toplum genelinde bağımlılık sendromu sorunsalına ait oluşturulacak ulusal ve genel politikaların belirlenmesinde,ulaşabilme / temin edebilme gibi çevre unsurları ilk planda ele alynmaktadır. Lisansiye önlemler grubu, örneğin, ulaşabilme ve temin edebilmeyi belli yaş grubu öncelikli olmak üzere, kademe kademe zorlaştırmayı amaçlar. Bu, yasaklayıcı tutumdan bütünüyle farklı bir tutumdur.
|