Psikoloji ||E-Kitap || Öneri - Eleştirileriniz || E-Kart ||Siteyi Tavsiye Edin || Siteyi Favorilere Ekleyin || Reklam || İletişim


 

Kimin söylediği değil, ne söylendiği önemlidir.
(Muni)
Baş Ağrıları Migren

Baş Ağrıları Migren



Beyne verilen manyetik akımlar, migren baş belasını çözdü. Hastaların dörtte üçünde korkunç migren ağrılarını yok eden Transkraniyal manyetik stimülatör adı verilen aygıt, beyne güçlü bir elektrik akımı veriyor ve yaklaşık bir milisaniye boyunca orada yoğun bir manyetik alan oluşturularak ağrıları kesiyor.

Melih Karaca, bu illeti çok yakından tanıyor. Bir anda her şey bulanıklaşıyor ve ansızın suyun dibine çökmüşçesine, güneş ışığı her yandan gözlerine vuruyormuş gibi oluyor. Görüş alanı içinde ışık giderek daha da parladıkça, elleriyle gözlerini örtmek zorunda kalıyor. Ancak bu da bir işe yaramıyor. Tıp uzmanlarının aura adını verdikleri durum, çoktan başının içini kasıp kavurmaya başlamış bile. Auralar, migren ağrılarının habercisi olan sinirsel rahatsızlıklardır. Bunlar alacalı göktaşı yağmurları, yanıp sönen ışıklar, zikzak çizgiler, balıksırtı ya da kübik desenlere dönüşen imgeler, görme duyusunun yitimi, halsizlik, karıncalanma, ya da şaşkınlık gibi farklı belirtilerle kendilerini belli eder.

Büyük Karabasanlar

Kimi zaman gizemli bir biçimde gelip giden sanrılar pek de önemli sayılmayan sıkıntılardandır. Çoğu zaman bunun arkasından bitmek tükenmek bilmeyen ve bir karabasana dönüşen ağrılar, mide bulantısı ve ishal gelir. Şimdi 53 yaşında olan Melih Karaca, erişkinlik döneminin büyük bir bölümünü, onu ayda altı kez korkunç sancılarla yatağa düşüren migren nöbetleriyle geçirdi. Günler yatakta geçip gider, saatin bile kaç olduğundan haberim olmazdı, diyen Karaca her şeyi denedi, ama hiçbir sonuç alamadı. Doktorların, bile bu illetin nereden kaynaklandığı konusunda pek bir bilgileri olmadığını ve kendisini yatıştıracak herhangi bir öneride bulunamadıklarını fark etti. Çareyi, ABD'de, beyindeki elektrik fırtınalarını sona erdirmek üzere tasarlanmış yeni bir aygıtın klinik deneylerine katılmakta buldu. Artık migren ağrılarının onu yatağa mıhlayamayacağım ümit ediyor.

Migrenin öyküsü

Türkiye dahil, dünyada yüz milyonu aşkın insanı etkileyen kronik migren, çeşitli sağaltım yöntemlerine inanılmaz bir direnç gösteriyor, dahası hastalığın içyüzü bile henüz aydınlığa kavuşturulamadı. Araştırmacı tıp uzmanların önceleri özellikle beyne giden damarlardaki büzülme ve ani genişleme üzerine odaklandılar. Parlak ışık, stres, çikolata ve kimi başka yiyeceklerin beynin kan dolaşımında birtakım değişikliklere neden olduğu biliniyordu. Daha sonraları prostaglandin adı verilen hormonu andıran maddelerin başka maddelerle birlikte salgılandığı ve bu maddelerin beyin atardamarlarındaki genişlemeyle birlikte acı alıcılarını devinime geçirdiklerine tanık olundu. Gelgelelim, tüm bu bulgular bireyi migrene duyarlı kılan şeyin ne olduğu konusuna bir açıklık getirmedi.

İlk büyük buluş

60'ların başlarında araştırmacılar migrene duyarlı kişilerin düşük düzeylerde serotonin ürettiklerini ortaya koydu. Söz konusu hormon acının engellenmesi ve kan damarlarının büzülmesine yardımcı olmaktaıdı. Bu buluş, başta sumatriptan olmak üzere, triptan adı verilen ve serotonine özdeş etkiler yaratan bir dizi ilacın geliştirilmesine olanak tanıdı. Günümüzde de yaygın bir biçimde kullanılan triptanlar, migren ağrılarını %60-70 oranında azaltmakla birlikte ciddi yan etkileri de beraberinde getiriyor. 90'ların başlarında Sumatriptan tedavisine başlayan Melih Karaca, bu iğnelerin etkisiyle nabzının hızlandığını ve kanında bir kızışmz olduğunu, ilacın etkisini gösterdiğini bu belirtilerden anladığını söylüyor. İlaç migren ağrılarını yok etmede öylesine etkili oluyor ki, Karaca ilk başlarda tüm bu olumsuzluklara katlanmayı göze aldı. Bir süre sonra iki hafif kalp krizi geçirdi. Kalp doktoru ilacın canına kıyabileceğini söyleyince, yeniden eski ilacı Anacin'e döndü.

Yeni çözüm arayışları

Sinirbilimcilerin migrenin derinliklerine inerek daha etkili çözüm yolları aramaları ancak 90'ların sonlarında gerçekleşti. Migrene yakalanma riski daha yüksek olanlarda beynin arka bölümünü kaplayan artkafatası korteksinin aşırı düzeyde duyarlı olmasından yola çıkan uzmanlar, beynin görmeden sorumlu bölümünü harekete geçirmek suretiyle, migrene eğilimli kişilerde aura benzeri sanrılar yaratabildiler. Bu da, aynı duyarlığın migrene eğilimli kişileri parlak ışık, gürültü ve başka etmenlere de daha duyarlı kılabileceği görüşünü doğuruyordu. Sinir görüntüleme araştırmaları bu gibi tetikleyici unsurların kızışmış sinir hücrelerinden oluşan ve dakikada birkaç milimetre hızla artkafatası korteksine yayılan bir elektrik dalgası meydana getirdiğini ortaya koydu. Kortikal yayılımlı depresyon olarak bilinen ve migren uzmanı Kari Lashley tarafından ortaya konan bu durum, aslında 1941'den beri bilinmekteydi. Sinir hücrelerindeki alışılagelmişin dışındaki etkinlik, görünüşe bakılırsa, damarların genişlemesine ve daha önce ilk kez migren araştırmacıları tarafından belirtilen prostaglandin ve öteki maddelerin salgılanmasına yol açyıordu.

Beyne cihaz

Kortikal yayılımlı depresyona sara nöbetleri öncesinde de tanık olundu ve bu gözlem, Karaca'nın da denediği bir sağaltım (tedavi) yönteminin geliştirilmesine olanak tanıdı. Sara hastalarının beyinlerine nabzı yavaşlatan bir aygıt yerleştirme fikri, ilk kez 2000 yılında McMaster Üniversitesi Tıp Fakültesi sinirbilim uzmanlarından Adrian Upton tarafından ortaya atıldı. Sinir hücrelerinin depresyonun beyne yayılmasından önce kızıştırılmaları suretiyle bunların yayılmalarının önüne geçilebileceğine ve nöbetlerin engellenebileceğine tanık olundu. O halde, aynı yöntem migren ağrılarının giderilmesinde de işe yarayabilirdi. Upton, yeni yöntemi denemek isteyip istemediğini sorduğunda, Karaca Öneriyi derhal kabul etti. O sırada korkunç ağrılarla hastaneye yetiştirilen Karaca'nın kaybedecek bir şeyi yoktu. Hastane teknisyeni onu dizüstü bilgisayar boyunda, bir ucundan uzun bir tel uzanan bir kutunun yanına oturttu. Transkraniyal manyetik stimülatör adı verilen aygıt metal bir tel aracılığıyla beyne güçlü bir elektrik akımı veriyor ve yaklaşık bir milisaniye boyunca orada yoğun bir manyetik alanın oluşmasına neden oluyordu.

Beyne enerji akını

Aygıt kişinin kafasına tutulduğunda, bu manyetik atım kafa sinirleriyle beyin korteksindeki sinir hücrelerinde bir elektrik akımının oluşmasına ve bunların vakitsiz kızışmalarına yol açıyordu. Sara dışında depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk ve şizofreni gibi rahatsızlıkların da sağaltımında kullanılan aygıt, daha önce migren hastalarına hiç uygulanmamıştı. Upton aygıtı Karaca'nın başına tutup bir düğmeye basarak beş saniye arayla iki kez elektrik akımı verdi. Karaca ansızın kafasına "enerji akın etmiş" gibi bir duyguya kapıldı. Aynı uygulamanın yinelenmesinden birkaç dakika sonra başındaki ağrılardan eser kalmamış ve Karaca direksiyon başına geçerek güle oynaya evinin yolunu tutmuştu.

Dörtte üçü memnun

Upton'un klinik deneylerinden geçen migrenli deneklerin dörtte üçü yöntemin kendilerini rahatlattığını dile getiriyorlardı. Daha da önemlisi, aura aşamasında hastaneye götürülen deneklerin tümünde de aygıtın aura'yı yok ettiği ve baş ağrısını etkisini göstermeden engellediği görüldü. İlaçların yarattığı onca yan etkiye karşın, aygıtın hiç bir yan etkisine de tanık olunmadı. Yöntemin üç kez uygulandığı tarihten bu yana geçen üç yıl boyunca Karaca hiç migren ağrısı çekmedi. Yan etki yaratmaması ve kullanımının basit olmasından ötürü manyetik stimülatörün en çok tercih edilen yöntem olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Aygıtın üreticisi NeuroPace şirketinin bir yan kuruluşu olan NeuroLieve'in hastaların yanlarında taşıyabilecekleri daha hafif bir türünü geliştirmekte olduğu belirtiliyor. Discover bilim dergisinin Ağustos sayısından yararlanarak sunduğumuz bu yazıya göre, şirketin kurucularından Scott Fischell, "Aygıtın görünümü azıcık tabancayı andırırsa da, bunun pek bir önemi olamasa gerek. Çünkü, migren ağrısı çekenler bundan kurtulmak için her yola başvurmaya hazırlar" diyor.