Psikoloji ||E-Kitap || Öneri - Eleştirileriniz || E-Kart ||Siteyi Tavsiye Edin || Siteyi Favorilere Ekleyin || Reklam || İletişim


 

Boş bir çuval dik durmaz.
(Benjamin Franklin)
Toplumsal Değişim

Toplumsal Değişim


Yıllar önce, klinik psikolog olan bir arkadaşımdan ilginç bir olgu dinlemiştim. Düşmekte olan bir ucağın pilotu paraşütle atlayıp kurtulma şansını bulsa bile, bu şansını kullanırken psikolojik açıdan zorlanabilir demişti. Nedenini de "O durumda çok riskli de olsa, uçak ortamı pilotun alıştığı, bütünleştiği bir çevredir. Oysa, paraşütle atlamak tek akılcı çözüm olmakla beraber, psikolojik bakımdan bir anlamda belirsizlik ve bilinmezlik biçiminde algılanabilir" diye açıklamıştı.

İlk dinlediğimde, beni çok etkilemişti bu olgu. Kendi yaşantımdan bir şeyler bulmuştum doğrusu. Bugünlerde toplumsal değişim kavramının gerek kuramsal çerçevesine, gerekse uygulama biçimlerine ve alanlarına giderek artan bir ilgiyle yaklaşmaya çalışırken, bu olguyu anımsadım. Acaba dedim kendi kendime, Bireyler için söz konusu olan bu durum, toplumsal ölçekte de geçerli olamaz mı? Sosyal bilimci olmadığım için, çizmeyi aşmaktan çekiniyorum. Ancak, sağduyum, olabileceğini söylüyor.

Bir toplum, değişim kavramını yadırgayabilir. Değişimin gereğini içine sindiremeyebilir. Atılan adımlara karşı çıkabilir, belirgin biçimde tepki gösterebilir. Değişimin göze alınabilmesinin bedeli olan eski alışkanlıklardan vazgeçilmesi konusunda oldukça tutuk davranabilir. Sonuçta, akılcı yaklaşıldığında açıkça anlaşılabilecek sorunların varlığına karşın, akılcılıktan uzak bir tutum sergilediği için, bunların farkına varamayabilir. Bazen de, farketse bile, sistemik biçimde yaklaşarak boyutlandırmakta ve kaynağına inmekte zorlanabilir. Doğru zamanda ve doğru biçimde karar veremeyen bir toplum, giderek kabaran sorunlar bilançosu ile karşı karşıya kalabilir. Dahası, nedensel düşünemediğinden, bu tablonun nasıl gelişmiş olduğuna akıl erdiremeyebilir. Bu durum nasıl aşılabilir? Bir çözüm yok mudur? vardır.

Anahtar sözcük, akılcılıktır

Gerek bireysel düzeyde, gerekse örgütlerde ve giderek toplumsal ölçekte akılcılık. Akılcılık doğrultusunda degiğebilmek, zor bir süreç. Zor ancak zorunlu olan bir süreç. Temelde, bir kültür sorunu... Öncelikle, niyet etmek gerekiyor. Ardından bu yönde yılmadan, bıkmadan, usanmadan yol alabilmek geliyor. Adam sende demeden, Ben mi kaldım? ucuzculuğuna kapılmadan, Lanet olsun küskünlüğüne yuvarlanmadan...
Bunun için, toplum genelinde bir Akılcı değişim Seferberliği başlatılması zorunlu. Değişimin tanımında, kapsamında, yönünde, ön koşullarında, yönteminde, takviminde ve başarılı kilma kararlılığında görüş birliğine varylması zorunlu. En azından, tüm toplum kesimlerinin bu konularda uzlaşma menziline girebilmeleri gerekiyor. Değişimi göze alabilmek, bu kavramı sosyal iklimin doğal bir unsuruna dönüştürebilmek gerekiyor. Ancak böyle bir sosyal iklim kuşağında yetişebilen ürünlerin elde edilebilmesi yönünde yoğun çaba harcamak gerekiyor.

Akılcılığı topluma egemen kılabilmenin yolu, bedelini ödeyebilmekten geçiyor

Diğer bir deyişle, akılcı değişimi göze alabilmekten, bilimsel bilgiye dayalı karar verme alışkanlığını ve becerisini toplumda yaygınlaştırabilmekten geçiyor. Kısacası, bir anlamda kültür mühendisliği yapabilmekten geçiyor... Toplumsal rotayı akılcı değişim yönünde çizebilmek ve bu rotadan ödün vermeden ilerleyebilmek, uygun donanımlı liderlere bağlı büyük ölçüde. Toplumu derinden etkileyebilecek bilgi vebeceriye sahip vizyon ve misyon bakımından yeterli, kendini tüm kesimlere aynı beceriyle anlatabilen, geniş soluklu liderlere bağlı... Evet, akılcılık kültürü için öncelikle akılcı liderler gerekiyor. Beynini ve yüreğini devreye eşzamanlı, ancak işlevlerini birbirine karıştırmadan sokabilen liderler gerekiyor. Lider olabilmek, kolay değil. Hele, değişimi göze alabilmekte güçlük çeken (değişim özürlü) toplumlarda, daha da zor. Bu uzun ve zahmetli yolda ilerleyenlere kucak dolusu sevgiler, saygılar.