Psikoloji ||E-Kitap || Öneri - Eleştirileriniz || E-Kart ||Siteyi Tavsiye Edin || Siteyi Favorilere Ekleyin || Reklam || İletişim


 

Yıldızlar ateş böceği sanılmaktan korkmazlar.
(Tagore)
Ensest İlişki
Ensest İlişki

Ensest İlişki

Çift


Amerikan Sağlık Eğitim ve Koruma Bölümü'nün 1980'deki tanımına göre ensest, Aile içi yaşamında ana-baba figürüne, gücüne ve otoritesine sahip kişilerin çocukları çoğu cinsel anlamda taciz etmesi olarak kabul edilmiştir. Gottlieb, ensesti 'Aile üyeleri arasında kanunlar ve sosyal normlar ile yasaklanan cinsel ilişki olarak tanımlıyor.

Çeyiz ve miras kaygılarının belli ölçülerde bazı akraba evliliklerine izin vermediği hatta bunları özendirdiği bazılarını ise eleştirip hatta yasakladığı gerçeğinin yanı sıra ekonomik çıkar kaygılarından tamamen bağımsız gerekçelerle aralarında kan bağı bulunan kimselerin birbirleriyle cinsel ilişkide bulunmalarına, evlenmelerine karşı çıkıldığı görülmektedir. Dolayısıyla cinsel ilişkinin yasaklanmasının nedeni üzerine öne sürülen görüşleri temelde ikiye ayırmak mümkündür:

1)Yasağı toplumsal nedenlere bağlayan görüş
2)Yasağı ruhbilim ve ruhçözümsel nedenlere bağlayan görüş.

Birinci görüşü bilimsel kanıtlara dayanarak ilk ortaya atan, Morgan'dir. İkinci görüşün başlyca sahibi ise Freud'dur. Reich'in konuya yaklaşımı ise toplumsal çözümleme ile biyolojik gereksinimleri gözününde tutan ve ruh çözümlemesinden de yararlanan, fakat hem Morgan'in hem de Freud'un görüşlerini eleştiren bir kuram şeklinde olmaktadır. Morgan, kandaşlar arası cinsel ilişkinin gittikçe genişleyen bir biçimde yasaklanmasını, Darwin'in doğal ayıklanma dediği yasanın toplumsal plandaki bir örneği olarak göstermekte, bu yasaklamanın sonucunda aşiretlerin daha sağlıklı ve daha hızlı bir gelişme kaydettiklerini betirtmektedir. Kandaşlar arası cinsel ilişkiyi yasaklayanlar, kendi sopları dışına açıldıkları için yeni yeni katkılarla gelişmekte, ilerlemektedirler.

Morgan, bu ilerlemenin yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda biyolojik de olduğunu özellikle vurgulamaktadır. Bunun sonucu olarak, kendi içine kapalı kalan yani kandaşıyla cinsel ilişkiyi sürdüren soplar ise geri kalmakta, zayıf düşmekte ve doğal ayıklanma yasası uyarınca tasfiye olmaktadırlar. Görüldüğü gibi, doğal ayıklanma yasası "sonradan" yani yasaklamadan sonra ve bir bakıma o sayede işlemektedir ve yasaklamanın iktisat dışı nedenini açıklamaya yetmemektedir. Kandaşıyla cinsel ilişki yasağını, insan soyunun biyolojik ilerlemesi açısından da çok olumlu bulmakla birlikte Morgan bu konu üzerinde uzun boylu durmamaktadır. Öte yandan, Reich, her şeyden önce bu son nokta üzerinde Morgan'a karşı çıkmakta, doğal ayıklanma kuramının günümüzdeki veriler ışığında geçerli olmadığını belirtmektedir. Reich'a göre kandaşların birleşmesinin türe zararlı olduğu hiçbir zaman kanıtlanmamıştır. Kandaşlıkla doğal ayıklanma arasında, ancak kız ve erkek kardeş zaten hastalıklıysalar birleştikleri zaman ve hastalıklı yapılar yanyana geliyorsa bir bağ olabilir.

Aynı hastalık eğilimlerini taşıyan ama kandaş olmayan iki kişi çocuk yaptıkları zamanda aynı şeyler olabilir. Öte yandan bu tipteki araştırmalar kalıtımın alanını gittikçe daraltıp toplumsal nedenleri daha önce aldığından, kandaşıyla cinsel ilişki kurmanın zararlılığı ilkesi anlamını yitirmektedir. İnsanların, vahşilik döneminde en küçük bir zarara uğramadan, binlerce yıl kandaşlarıyla çiftleşerek yaşadıklarına kuşku yoktur. Reich, aşiretlerin evriminin dıştan evlenme töresi getirildikten sonra iyileştiğini gösteren bir kanıtın olmadığını, ayrıca böyle bir kanıt bulunsa bile, söz konusu iyilişmenin nedeninin, pekala barış kurulduktan sonra çok sayıda aşiretin biraraya gelmesi ve bunun doğurduğu teknik ve eşitsel ilerlemeler olabileceğini öne sürmektedir. Ancak, Reich'a göre dıştan evlenmenin kökenini doğal ayıklanmayla açıklamayı çürüten başlıca kanıt, ilkel aşiretlerin birtakım soplara bölünseler de kandaşlığı ortadan kaldıramayışlarıdır. Çünkü bir aşiretin, kız ve erkek kardeşlerin soyundan gelenlere göre sayısız sopa ayrılması, bunların aslında kandaş kız ve erkek kardeşlerin oluşturduğu çiftlerden doğma çocuklar olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyordu.

Bu Morgan'ın gözünden kaçmış bir olgudur. Oysa, doğal ayıklanma varsayımının mantığı gereği, herhangi bir açıklama için birbirine yabancı ve kandaş olmayan ilk iki sopun karışıp kaynaşmasından yola çıkmak gerekir. Bu akıl yürütmeye göre de sopun aşiretten önce varolması zorunludur; bu da Reich'un öne sürdüğü gibi sopların kaynaşıp aşiretleri oluşturduğu şeklindeki savı desteklemektedir. Freud'un kuramı temelde Darwin' in evrim kuramına dayanır. Freud'a göre ilk insanlar özellikle de erkekler ataları olan maymunların davranışını sürdürmüştür. Erkekler, daha doğrusu ilk baba, tıpkı erkek maymunların başka erkekleri dişilerinin yanına sokmayışı gibi, ergenlik çağına gelen çocuklarını yanından kovmaktadır. Bu durumda oğullar birleşip babalarını altetmekte, öldürmektedirler. Freud'a göre bu ilk cinayet dinin ve toplumsal düzenin doğuşunun temelinde bulunmaktadır. Totem ve Tabu adlı yapıtında açıkladığına göre, fesatçı oğulların, babalarına karşı, bugün çocuklarla sinir hastalarında gördüğümüz aşağılık duygusuna benzer çelişik duygular beslediklerini varsaymak gerekir. İlk babanın oğulları, babalarından nefret ediyorlardı, çünkü o, bunların güçlü olma arzularına, cinsel isteklerine ket vuruyordu; ama babalarına sevgi ve hayranlık da besliyorlardı. Onu ortadan kaldırdıktan, nefretlerini yatıştırdıktan, ona benzeme arzularını gerçekleştirdikten sonra, babalarına karşı müthiş bir sevecenlik duymuş olmalıdırlar. Nefretin böylece sevecenliğe dönüşmesi pişmanlik duygusu halinde dışa vurmaktaydı. Bundan ötürü de, eskiden öldürdükleri adamın salt varlığıyla engellediği şeyleri şimdi onlar kendi kendilerine yasaklıyorlardı. Ruh çözümlemesinin bize sık sık gösterdiği, ruhsal bir durumdan ötürü otoritenin ortadan kalkışından sonra ona boyun eğmedir bu.

Babanın yerini tutan totemin öldürülmesini yasaklayarak, giriştikleri eylemin sonunda başıboş bırakarak, işledikleri suçu yadsıdılar. Böylece, oğulun suçluluk duygusundan yola çıkarak totemciliğin ilk temel tabusunu, kandaşyıla cinsel ilişki kurma yasağı ile kutsal hayvanın öldürülmesi yasağını getirdiler. Kandaşıyla ilişki hayvanlarda vardır ama az çok bir aile kümesi meydana getiren görece ileri hayvanlarda erkek kıskançlığı boy göstermektedir. Bu kıskançlık, dişisine yönelik herhangi bir erkekten gelen ilgiye, ister kendi yavrularından olsun, ister dışarıdan bir erkekten olsun, şiddetle karşı koymak şeklinde kendini göstermektedir. Ancak yaşlanıp, güçsüzleştiğinde özellikle genç rakiplerine karşı etkisiz kalmakta ve o ana kadar diktiği engel aşılmaktadır.

Aynı olgunun başlangıçta insanlarda da sözkonusu olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle baba-oğul rekabetini konu alan bazı mitolojik öyküler bu varsayımı güçlendirmektedir. Ancak bu rekabetin topluluk içinde yarattığı olumsuz sonuçlar karşısında giderek genişleyen bir kapsamda kandaşlar arasında cinsel ilişki yasaklanmaya başlamıştır. Kesin olan, ahlaksal ya da tibbi nedenlerin rol oynamadığı, biyolojik ve toplumsal gereksinimlerin insanlar arası ilişkileri, kendi içine kapalı ve dar kandaş çerçeveler dışına çıkmaya zorladığıdır.

Daha az kesin olan, enses ilişkinin zararlı olup olmadığıdır. Kalıtım yoluyla hastalığın daha güçlenerek arttığı ya da genlerinde bulunan aksaklıkların eğer çift kandaşsa çok daha büyük olasılıkla birleşip çocuğa geçtiği savları öteden beri söylenegelmektedir. Buna karşılık, böyle bir oluşumun varlığının aynı şekilde iyi özellikleri de güçlendireceği öne sürülmektedir.

Ne olursa olsun, bugüne kadarki istatistikler özellikle sakat doğan çocukların anne-babalarının oldukça büyük bir oranda birbirleriyle yakın kan bağı içinde olduğunu göstermektedir. Bugün bu kaygılarla hemen her toplumda akraba evliliği yasaklanmıştır. Ancak yasağın çapı toplumdan topluma değişmektedir. Çünkü her toplum yakın akraba kavramını değişik ölçüde almaktadır. Örneğin, bazı toplumlarda kardeş çocuklarının birbiri ile evlenmeleri yasaktır, bazı toplumlarda ise değildir. Ancak bütün toplumlarda anne-baba ile çocukları arasında ve kardeşler arasında cinsel ilişki ve evlilik yasaktır.