Yemek ve Cinsellik İlişkisi
Amerikalı beslenme uzmanları, beslenme alışkanlıklarını nörolojik açıdan incelerken ilginç sonuçlara ulaştılar. Araştırmalar ilkel cağlardan bugüne dek yemek yemeye bakış açımızı ortaya koyuyor.
Buna göre erkeklerin yemek sonrası akıllarının sadece seks için çalışması genetik bir durum. Connecticut Üniversitesi beslenme uzmanı Elizabeth Markley, erkekler ile kadınların beslenme alışkanlıkları arasında büyük farklar olduğunu saptamış.
Kadınların erkeklere nazaran neden daha fazla kilo alma problemi yaşadıklarını inceleyen Markley'in vardığı sonuç ilginç.
Rejim yapmaktan kaynaklanan mahrumiyetin, belli yiyeceklere duyulan isteğin daha kolay ortaya çıkmasına neden oluyor diyen Markley, kısıtlama anındaki insanların daha fazla aşırıya kaçma eğiliminde olduklarını belirtiyor. Yasak olanı istemek olarak izah edilebilen bu psikoloji, kadınların erkeklerden daha fazla abur - cubur krizine girmelerine neden oluyor. Çünkü kadınlar erkeklere oranla daha sık ve yaygın olarak diyet yapıyor.
Amerikan Beslenme Vakfı sözcüsü diyetisyen Dr. Jeffrey Hampl, erkeklerin daha çok yediğini söylüyor. Bu nedenle besin eksiklikleriyle daha az karşılaştıklarını ancak yapılan araştırmalar sonrasında erkeklerin yemek yeme alışkanlıklarının aslında atalarından kalan bir miras olduğunu ve doygunluk hissinin zihinde başka çağrışımlar yaptığını belirtiyor.
1950'lerde Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsü beyin araştırmacılarından Paul Mac Lean'in başkanlığında geliştirilen araştırmalarda, erkeklerin tokluk hissiyle beraber cinsel açlıklarının ortaya çıktığı saptanmış.
Hampl'ın araştırmalarının kaynağını oluşturan bu deneyimlerde ilginç sonuçlara varılmış. Erkeklerin yemekle seks arasında bir tür cağrışım kurdukları gerçeği ortaya çıkmış. Erkek maymunların beyin haritasını çıkarmaya çalısan Mac Lean, açlık, cinsel uyarılma ve saldırganlığı idare eden sinirsel merkezlerin, beynin amigral adı verilen bölgesinde yan yana bulunduklarını keşfetmiş. Bu alan elektrikli bir sonda ile uyarıldığı zaman maymunların tükürük bezlerinin salgılamaya geçtiğini görmüş. Sonda 1 milimetre kaydırıldığında maymun ereksiyon oluyor. 1 miglimetrelik bir başka açıda hayvanın dişlerini göstermeye basladığı ve sinirlendiği gözlenmiş.
İlkel geçmişimizde yemek karşılığında seksin değiş tokuş edilmesi, ya da potansiyel bir kavga nedeni olması da atlanmaması gereken bir gerçek. Şiddet, seks ve açlık arasındaki bu nörolojik yakınlık, modern çağda yalnızca hayvan cinselliği değil, aynı zamanda erkeklerin yemek yemeyi uyarıcı bulduğunu da açıklıyor. Mum ışığında yenilen yemeklerin ardından genellikle yatak odasına geçildiğini hatırlatan bilim adamları, benzer bir mekanizmanın daha silik olarak kadınlarda da görüldüğünü kabul ediyorlar. Ancak bu çağrışımın öğrenilmiş bir çağrışım olabileceğini de ekliyorlar.
Erkeklerin karınlarının doymasıyla birlikte seksuel arzularının ortaya çıkması gerçeğine Türk bilim adamları da destek veriyor. Psikiyatrist Nihat Kaya, Amerika insanın temel dürtülerinden olan; yemek, içmek, barınmak, korunmak ve seksin bir zincirin halkaları gibi olduğunu ve bu dürtülerin hepsinin tamamlandıktan sonra insan beyninin seks düşündüğünü belirtiyor. Bunu hayatın içine uygulamaya kalktığımızda ve düz mantıkla düşündüğümüzde, seks için gerekli olan tüm platformların bu dürtüler vasıtasıyla belirlendiği gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Örneğin barınmak ve korunmak seks için gerekli olan ev vs. gibi kapalı alana ihtiyacı gündeme getiriyor. Doğal dürtülerimizden olan yemek içmek ise ilk çağlara oranla bir kültür olduğu için damak lezzeti ardından seksin lezzetini çağrıştırıyor.
Psikiyatrist Nihat Kaya, "İnsanlar önce yemeye çıkar sonra yatağa girer. Bu her ne kadar toplumsal bir öğreti olsa da, diğer dürtülerin doyuma ulaşmadan seks düşünmediğimizi ortaya koyuyor" diyerek görüşlerini bildiriyor.
Fizyolojik ve psikolojik mekanizmalar bu dürtüleri sağlamadan seks için reaksiyon veriyor. Ancak aşırı yemek yiyerek ve çok tok karnına seks yapmak da sağlıklı değil. "Aşırı tok karın performans düşüklüğünden başarısızlığa kadar birçok soruna neden olabilir" diyor Nihat Kaya. Bunu tok karnına denize girmemek gerektiği gerçeğine benzetebiliriz. Enerji kaybına uğrayacağımız ve bedensel yorgunlukla sonuçlanacak hareketler için aşırı tok olmak zararlı.
|