Psikoloji ||E-Kitap || Öneri - Eleştirileriniz || E-Kart ||Siteyi Tavsiye Edin || Siteyi Favorilere Ekleyin || Reklam || İletişim


 

Öyle horozlar vardır ki öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
(G.Dumant)
Sara Epilepsi Nedir

Sara Epilepsi Nedir



Epilepsi (sara), belirli aralıklarla beynin bilinç ve/veya hareket ve/veya duyu ve/veya psikolojik işlevlerinin kısa bir süre için bozulmasıyla ortaya çıkan bir belirtidir. Epilepsi için bir belirtidir diyoruz, çünkü bu olayı yaratan bir bozukluğun belirtisidir. Epilepsi nöbetleri belirsiz aralıklarla ataklar biçiminde kendilerini gösterirler. Epilepsiye neden olan beyinsel bozuklukların bazıları yakından tanınmaktadır.Buna karşılık birçok epilepsi nöbetinin ne tür beyinsel bozukluktan kaynaklandığı henüz bilinmemektedir. Konunun gizli kalmış yanı bu kadar da değildir. Epilepsi nöbetine neden olan beyinsel bozukluklar ortaya konduktan sonra karşımıza bir soru daha çıkmaktadır.

Beyindeki bozukluk, örneğin bir beyin tümörü, nasıl oluyorda epilepsi nöbetine neden oluyor? Görüldüğü gibi epilepsi konusu bir çok soru işaretiyle doludur. Bunların yanıtları yavaş yavaş bulunmaktadır.
Genel olarak toplumda epilepsiye %0.5 sıklığında rastalanmaktadır. Bu oran göz önüne alındığında, ülkemizdeki epiliptiklerin sayısı 350000 dolayında olmalıdır.

Epilepsinin Oluşum Mekanizması

Epilepsi nöbetlerinin beyinden kaynaklandığı, Hipokrat zamanında bilinmekteydi. Fakat epilepsi (sara) nöbetlerinin olu?um mekanizması konusunda henüz tamamlanmamış bilgilerimiz çok yenidir.

Bütün canlı hücrelerde olduğu gibi, beyindeki sinir hücrelerinin de belli bir elektriksel canlılığı vardyr Bu elektriksel canlılık, hücre zarının iç yüzüyle dış yüzü arasında ortaya çıkan sürekli olarak bir osilasyon gösteren hücre zarının elektriksel gücü biçiminde kendisini belli eder. Bu güç belli sınırlar arasında sürekli değişir, yani bir osilasyon gösterir. Hücrenin elektriksel gücündeki bu osilasyon, sinir hücresinin o andaki uyarılma durumuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Örneğin sinir hücresinin istirahat halindeki elektriksel gücü -70 mV(mili Volt) iken, bu sinir hücresi uyaryldığında elektriksel gücü +35 mV düzeyine yükselebilir.

Beyindeki sinir hücrelerinin gücü, senkron olarak ve sürekli birbiriyle ayny doğrultuda değişmez. Beynin o anki canlılığına uygun olarak ancak belli sayıdaki, genellikle de ayny görevi üstlenmiş olan sinir hücreleri, senkron ve aynı doğrultuda çalışırlar.

Beynin herhangi bir bölgesinde yer alan atrofi, nedbe, tümör gibi bölgesel bozukluklar ya da oksijen azlığı (hipoksi), kanda glikoz azlığı (hipoglisemi), kanın baz özelliğinin artması (pH Yükselmesi), kanda kalsiyum azlığı (hipokalsemi) gibi genel bozukluklar beynin belli bir bölgesindeki sinir hücrelerinin senkron olarak yüksek bir elektriksel canlylyk göstermelerine, fazla miktarda ve senkron olarak elektriksel boşalımda bulunmalarına neden olabilirler. Normalden fazla elektriksel canlılık gösteren böyle bir sinir hücresi kümesinin beyinde oluşturdukları odağı Epileptojen odak yani epilepsi (sara) yaratan odak denir. Epileptojen odaktan yayılan elektriksel boşalımlar, bazen yalnız kayanaklandıkları bölgede kalırlar. Bazen de komşu beyin bölgelerine ya da tüm beyine yayılırlar. Epileptojen odaktan kaynaklanıp yayılan bu elektriksel boşalımlar (bunlara epileptik boşalym denir) ulaştıkları beyin bölgelerindeki sinir hücrelerini ya uyarırlar ya da onların normal görevlerini baskı altına alırlar.

Bilindiği gibi beynin belli bölgeleri belli görevler üstlenmiştir. Örneğin görmeyle ilgili merkez, beynin oksipital lobunda; işitme ile ilgi merkez, beynin temporal lobunda; kaslarşn kasşlmasşyla ilgili merkez, motor bölgesinde bulunur. Epileptik boşalım beynin hangi bölgesinden kaynaklanmış ya da hangi bölgelerine yayılmışsa, epilepsi nöbetlerinin biçimi, etkilenen beyin bölgesinin etkilerini yansıtacaktır. Örneğin frontal lob bölümündeki motor merkezlerden kaynaklanan yada bu merkezle yayılan bir epileptik boşalım, şiddetli kas kasılmalarına neden olacaktır. Çünkü bu bölge, kasların kasılmasını sağlayan beyin bölgesidir. Nitekim bazı epilepsi nöbetlerinde hastanın şiddetli kas kasılmalarıyla (bunlara tonik kasılma denir) kaskatı kesildiği ve daha sonra da kasların arka arkaya kasılıp gevşemeleriyle hastanın çırpındığı görülür. Kasların arka arkaya kasılıp gevşemesi olayına klonik kasılma denir. Burada verdiğimiz örnek, epileptik boşalımın uyarıcı etkisine bir örnektir. Şimdi de epileptik boşalımın normal bir işlevi baskı altına alışına bir örnek verelim.

Bilindiği gibi bilinç, beyin korteksinin (beyin kabuğu) bir işlevidir. Ancak korteks, tek başına bilincin sağlanmasına yetmemektedir. Beyindeki Formasia Retikularis denilen yapı, beyin sapı yoluyla içinde uzanır. Bu yapı bütün beyin korteksini destekler. Eğer herhangi bir olay formasia retikularisi etkiliyecek olursa, beyin korteksinin sağlam olmasına karşın bilinç kaybolur. Nitekim herhangi bir epileptik boşalım formasi retikularise ulaştığında ya da buradan kaynaklandığında, bilinç baskı altına alınır, yani bilinç kaybedilir.

Epileptik boşalımlar beynin bir çok merkezini aynı anda etkileyebilir. Örneğin bir epileptik boşalım hem formasi retikularisi hem de motor korteksi etkileyebilir. Bu gibi durumlarda epilepsi nöbeti geçirmekte olan hasta, bilincini kaybedip yere yuvarlanır ve kasların tonik kasılmasıyla kaskatı kesilir. Bir süre sonrada kasların klonik kasılmalarıyla, çırpınır biçimde hareketlere başlar. Buraya kadar anlattığımız olayların temelinde, belli bir sinir hücresi kümesinin anormal, aşırı ve senkron elektrik boşalımlarda bulunmalarından, yani epileptik boşalımlarda bulunmalarından kaynaklanmaktadır. Fakat bu epileptik boşalımların nasıl ortaya çıktığı sorusu, hala yanıtlanmayı beklemektedir. Beyindeki epileptojen odaklarda asetilkolin miktarının arttığı, buna karşılık sinir hüsreleri arasındaki iletiyi baskı altına alan "Goma aminobutirik asit" (GABA) adlı maddenin azaldığı ileri sürülmektedir. Bilindiği gibi asetilkolin, sinir hücreleri arasında iletiyi gerçekleştiren bir maddedir.